’de dikkatimi ilk çeken her şeyin büyüklüğü oldu. Arabalar, binalar,
Coca Cola’lar, kahveler, uzaklıklar, hatta insanlar... Her şey büyük... Ülke
zaten büyük...
Büyük, büyük, büyük... Gazeteler de büyük. Günlük gazetelerin sayfa
sayısı yüzün oldukça üstünde. İki yüz sayfaya bile eriştikleri olur. İçim
erirdi ilk günler gazete alırken. Onca kâğıt, yazık değil mi diye düşünürdüm.
Üstelik sayfalar reklamlarla dolu. Ama gazetesiz de yaşanmıyor ki! Büyük gazetelere
alışmak zorunda kaldım.
Ancak pazar gazetelerine alışamadım birtürlü. Pazar gazeteleri öbür
günlerin gazetelerinin yedi sekiz katı olur. Belki daha da fazla. Herbiri bir
ağaç katili.
Pazarları gazete almadığımdan Vos Savant’ı çok geç öğrendim. Vos Savant
kimdir? Vos Savant dünyanın en zeki insanıdır.
Kimi gazetelerin pazar günleri ek olarak verdiği magazin havalı dergide yazar.
Bu dergiyi birden çok gazete ek olarak verdiğinden, milyonlar okur Vos
Savant’ı. Adının altında Dünyanın en
yüksek IQ’lü insanı diye yazar. IQ dedikleri, zekâ sayısı oluyor. Yani zekâ
sınavı sonucu. IQ sayısını hesaplatmak isteyenler bir sınavdan geçerler. O
sınavın sonucunda tutturdukları sayı kadar zeki oldukları anlaşılır. Ne bir
fazla, ne bir eksik! Vos Savant, işte o sınavda en çok sayıyı tutturan
insanmış. Ünlü Guinness rekorlar kitabında adı geçiyormuş.
Her pazar yazdığı sayfanın tepesinde güzel bir fotoğrafı var.
Yıllardır yaşlanmayan bir fotoğraf. Söylemedim değil mi? Vos Savant bir kadın.
Sarışın, güzel bir kadın. Ben resminin yalancısıyım.
Okurlar Vos Savant’a soru sorarlar, Vos Savant da yanıtlar soruları.
Fizik, kimya, biyoloji, astronomi, astroloji, bilgisayar, anatomi, tıp... Önüne
hangi soru çıkarsa çıksın yanıtlar Vos Savant.
Ünlü popüler matematik yazarı Martin Gardner bile arada bir soru yollar Vos Savant’a.
Yanıtını öğrenmek için değil elbet. Vos Savant’ı sınava çekmek istediğini de
sanmıyorum. Martin Gardner’in amacı okurları düşündürmek, matematiğin yayılmasını, sevilmesini
sağlamak, Vos Savant yoluyla daha geniş bir kitleye erişebilmek olmalı.
Vos Savant’ın ilk kez yazısını okuduğum gün bütün sayfasını aynı
konuya ayırmıştı. Haftalar önce, okurlarından biri bir matematik sorusu sormuş.
Vos Savant da – görevi bu değil mi – yanıtlamış. Matematik dünyası çalkalanmış,
ayaklanmış. Mektup üstüne mektup yağmış Vos Savant’a. Matematikçiler yanıtın
yanlış olduğunu yazmışlar. Vos Savant diretmiş, “hayır,” demiş, “benim yanıtım
doğru, sizinkisi yanlış.” Sen misin böyle yazan! Vos Savant’a bu kez binlerce
mektup yağmış. İşte benim aldığım pazar gazetesinde matematikçilerin
mektuplarından alıntılar ve Vos Savant’ın bu mektuplara yanıtı vardı. Mektuplar
aşağı yukarı şöyleydi:
İşte senin gibi bilgisizler
yüzünden Amerika’da matematik eğitimi kötü...
Her şeyi bildiğini mi
sanıyorsun? Bizim bu matematik denilen bilime yıllarımızı verdiğimizi bilmiyor
musun?..
Başını önüne eğ ve haksız
olduğunu kabul et. İnadın yeri matematik değildir...
Ve daha neler neler! Vos Savant’ın yanında yer alan matematikçiler
de vardı, yok değildi, ama azınlıktaydılar.
Vos Savant’a sorulan soru şuydu: Diyelim televizyonda bir oyun
izlencesine katıldınız. Sunucu size üç kapı gösterdi. Kapıların birinin ardında
çok pahalı (ve kocaman) bir araba var, öbür iki kapının ardındaysa birer
(kocaman) havuç var. Kapıların birini seçeceksiniz. Amacınız arabanın olduğu
kapıyı seçmek elbet. Sunucu arabanın hangi kapının ardında olduğunu biliyor.
Siz kapıyı seçtikten sonra, ama daha kapıyı açmadan önce, sunucu, geriye kalan
iki kapıdan ardında havuç olanını açıp size havucu gösteriyor ve size,
– Dilerseniz kapınızı değiştirebilirsiniz, diyor.
Oyunun kuralı bu. Sunucu bu iyiliği salt size değil, herkese
yapıyor.
Kapıyı değiştirmeli misiniz, değiştirmemeli mi?
Belki de değiştirip değiştirmeyeceğinize yazı-tura atarak karar
vermelisiniz.
Arabayı kazanma olasılığını arttırmak için ne yapmalı?
Yazının burasında yarım saat sessiz kalıp okura düşünme payı vermek
isterdim. Yanıt şaşırtıcı, ve işin püf noktası anlaşıldığında göz yaşartıcı
güzellikte.
Kapıyı değiştirip değiştirmemek konusunda karar vermek için
yazı-tura atarsanız, arabayı kazanma olasılığınız 1/2’dir; çünkü açılmamış iki
kapıdan salt birinin ardında araba var. Yazı-tura atarsanız arabayı 1/2
olasılıkla bulacaksınız.
Şimdi kapıyı değiştirmediğinizi varsayalım. Buna A varsayımı diyelim. A varsayımında arabayı seçme
olasılığınız 1/3’tür, çünkü üç kapıdan birini seçtik, ve salt bir kapının
ardında araba var, sunucu ardında havuç olan bir kapıyı açmış ya da açmamış,
umurunuzda değil, ilk seçtiğiniz kapıdan şaşmayacaksınız...
1/2, 1/3’ten büyük olduğundan, yazı-tura atmayı, kapıyı
değiştirmemeye yeğlemelisiniz.
Şimdi de kapıyı değiştirdiğinizi varsayalım. Bu varsayıma B varsayımı diyelim. B varsayımında kazanma olasılığınız
kaçtır? Gene 1/3 müdür? Yoksa 1/2 midir?
Ne 1/3 ne de 1/2!
B varsayımında nasıl kazanabilirsiniz? Ancak seçtiğiniz ilk kapının
ardında araba yoksa kazanabilirsiniz.
Seçtiğiniz ilk kapının ardında araba olmama olasılığıysa 2/3’tür. Dolayısıyla, B varsayımında kazanma olasılığı 2/3’tür.
2/3, 1/3’ten ve 1/2’den büyük olduğundan kapınızı değiştirmelisiniz.
Bu açıklamalarımla kandıramadığım bir okuruma şu örneği verdim:
Diyelim, üç değil, yüz kapı var, ve yalnız birinin ardında araba var. İlk
seçiminizden sonra, sunucu arkasında havuç bulunan 98 kapıyı açıp size havucu
gösteriyor. Kapınızı değiştirir misiniz, değiştirmez misiniz? Değiştirirseniz,
arabayı kazanma olasılığınız %99’dur.
Değiştirmezseniz %1’dir.
Eğer kapı değiştirmenin en iyi strateji olduğuna sizi
inandıramamışsam, bir arkadaşınızla bu oyunu birkaç kez oynayın. Arkadaşınız üç kapının (ya da kutunun)
ardına bir nesne koysun ve o nesneyi bulmaya çalışın. Önce yüz kez yazı-tura
atın, sonra yüz kez kapı değiştirmeyin, sonra yüz kez kapı değiştirin. En çok,
kapı değiştirdiğinizde nesneyi bulduğunuzu göreceksiniz.
Şimdi yazımızın en önemli sorusuna gelelim: Vos Savant mı yoksa
matematikçiler mi haklıydı? Yazının başında Vos Savant’ın dünyanın en zeki
insanı olduğunu söylemiştim. Vos Savant haklıydı elbet.